Uykusuzluk...
Ne kadar zor bir şey aslında. Bu derdi çekmeyen asla anlayamaz çekenin halinden. Ve empati kurmaya çalışsa da kuramaz. Kafasını koyduğu an uyuyanlar, davul zurnayı ninni olarak duyanlar bu derdi asla kavrayamaz. Yorgunluktan ölüyordur insan ve kafasını koyup uyuyabilmek için can atıyordur. Göz kapakları kapalıdır, açık tutamaz ama beynidir uyuyamayan. Ne kadar huzursuzluk verici bir durum. O insan ne kadar huzursuz aslında belki de. Ya da uykusuzluk yapan bir ilaç kullanmaktadır. Ben de abisinin horlaması yanında bile uyuyan bir kişi olarak bir yan etki sonucu tanıştım insomnia ile. Çekenleri şimdi çok daha iyi anlıyorum. Bir rüya gibi uyuyakalabilmek ve onu başardıktan sonra uyandırılmak rüyanın kabusa dönmesi gibi. Hele hele birilerinin uykunu kaçırması sonucu bir gece daha uyuyamayacağını bilip, yine mi, diye o insandan, her şeyden, beyninden nefret etmek sadece. 7-5 çalışan insan için daha da zor çünkü sonunda daldığında çok az sonra uyanır tekrar insan.
Beynin uyuyakalamaması ne büyük dertmiş ve ne büyük huzursuzlukmuş meğer.
25 Ocak 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder