Insan kendi eli ile bir hayalin peşinde koşarken kendi ışığını ve diğer bütün hayallerini söndürebilir mi?
Söndürebilir.
Başka hiç kimse de sorunmlu değildir olandan.
Bir inatla yapacağım derken dünyanın en kapalı ucuna atıp kendini, sahip olduğu bütün yetileri bir bir harcamaktır sadece bu.
Farkedilmişse de artık geç...
Beni benden başka kimse bu kadar kısıtlayamaz, bu kadar düşüremezdi bu tuzağa.
Helal olsun bana.
* karanlık bir yazı değil bu, yeni yıla girerken aydınlık aslında, çünkü her şey değişebilir bilirsiniz, hatta değişim bile:)
20 Aralık 2009 Pazar
14 Kasım 2009 Cumartesi
Yağmur
Bazen hayat yağmur gibi gökten yağmaz ellerimize, kaymaktan saç çeker gibi.. Bazen yağsa da ıslandığımıza hayıflanırız, bazen biz yağmurun nimet olduğunu anlayamayız. Öyle ya, insanız. Hep kazanamayız, hep haklı olamayız, hep güçlü olamayız, hep çalışamayız, hep hayallerimizin yolunda dosdoğru devam edemeyiz. İnsanız, tökezleriz. Bazen ölmek isteriz. Bazen ağlarız, bazen yapmayı en çok sevdiğimiz şeyleri bırakırız. Verdiğimiz savaşın neyin uğruna olduğunu unuturuz. Bazen hayatımıza yokluğu ve varlığı bir olan insanlar girer. Ne gariptir bu insanlar varken kendimizi şanslı sayarız ama aslında ne kadar da sıradan ve özelliksizdirler bizim için ki hayatımızdan çıktıklarında eksilmeyiz sadece bir iki şey daha öğreniriz.
Bazen hayallerimiz için çalışmamız gerekir. Hayallere ulaşmak için elbette çalışmamız gerekir ama benim demek istediğim hayallerimizin “hayallerimiz” olarak kalabilmesi, hayal kurmaya devam edebilmek, ve bütün bunları önemsemek için çalışmamız gerekir. Yazmayı bırakmıştım ne zamandır. Zorla burayı kurararak kendime evet yazmalıyım diyorum. Ve yazıyorum ve mutlu oluyorum. Zayıflamış kaslarımı yazma kaslarımı, sanat kaslarımı çalışıtırıyorum iyice yok olmasınlar diye. Çünkü biz insanlar bazen nefes almak için çaba sarfetmeliyiz ve ertesi sabah uyanabilmek için. Yağmur da yağsın, ne olursa olsun hala nimettir düşen her damla benim için.
Bazen hayallerimiz için çalışmamız gerekir. Hayallere ulaşmak için elbette çalışmamız gerekir ama benim demek istediğim hayallerimizin “hayallerimiz” olarak kalabilmesi, hayal kurmaya devam edebilmek, ve bütün bunları önemsemek için çalışmamız gerekir. Yazmayı bırakmıştım ne zamandır. Zorla burayı kurararak kendime evet yazmalıyım diyorum. Ve yazıyorum ve mutlu oluyorum. Zayıflamış kaslarımı yazma kaslarımı, sanat kaslarımı çalışıtırıyorum iyice yok olmasınlar diye. Çünkü biz insanlar bazen nefes almak için çaba sarfetmeliyiz ve ertesi sabah uyanabilmek için. Yağmur da yağsın, ne olursa olsun hala nimettir düşen her damla benim için.
11 Kasım 2009 Çarşamba
Şehir
"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin,
"bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede."
Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Kavafis
"bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede."
Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Kavafis
9 Kasım 2009 Pazartesi
The original sin
Çok garibime gidiyor insanların arkasından konuşuyoruz ya, atıp tutuyoruz, salak diyoruz, karaktersiz diyoruz, her türlü şeyi söylüyoruz... Ama hiç aklımıza gelmiyor, o insan bir başkası için her şey demek, o insan bir insanın evladı, annesi, babası, kardeşi, ablası, abisi.. O insan bir insanın vazgeçilmezi belki de.. Biz acımasızca onun tarafını dinlemeden, bilmeden etmeden onu yargılıyoruz.. Ne kadar da kolay.. Üstelik bunu yapmayan yok. En büyük günahı işlemeyen yok.
5 Kasım 2009 Perşembe
Somewhere over the rainbow...
Hayatımı yaşamaya başlamadım ben daha.
Evet yaşıyor gibi görünüyorum, biliyorum.
Uyanıyorum, yemek yiyorum,
Ağlıyorum, gülüyorum
Seviyorum, bazen de seviliyorum.
Her gün evden çıkıyorum, çalışıyorum
Sorumluluklarım var, faturalar ödüyorum
sonra yine eve dönüyor, uyuyorum.
Dışarıdan bakıldığında ben, yaşıyor gibi görünüyorum.
Aslında tüm sevdiğim insanlar telefon kadar yakın ve telefon kadar uzak,
insanlar hayatlarını sevdikleri ile aynı evin içinde aynı şehrin içinde paylaşırken ben telefonumla paylaşıyorum.
Yapmak istediğim hiçbir şeyi yapamıyorum,
dans edemiyorum, şarkı söyleyemiyorum, etkinliklere gidemiyorum
kitap bile okuyamıyorum,
sıcak tazikli suyla başlığı elimde tutmadan duş bile alamıyorum.
Ben yaşamaya başlamadım daha,
deli gibi çalışsam da yaşamak isterim aynı zamanda,
başlamam da yakın görünmüyor,
her günüm yaşamaya başlayacağım günlerin hayaliyle geçiyor,
gelmeyen günlerin.
Noluyor sonra? yaşamaktan, hayal kurmaktan tamamen vazgeçiyorum.
Yaşamıyorum ben,
Tüm kanıtlar aksini iddia etse de.
Evet yaşıyor gibi görünüyorum, biliyorum.
Uyanıyorum, yemek yiyorum,
Ağlıyorum, gülüyorum
Seviyorum, bazen de seviliyorum.
Her gün evden çıkıyorum, çalışıyorum
Sorumluluklarım var, faturalar ödüyorum
sonra yine eve dönüyor, uyuyorum.
Dışarıdan bakıldığında ben, yaşıyor gibi görünüyorum.
Aslında tüm sevdiğim insanlar telefon kadar yakın ve telefon kadar uzak,
insanlar hayatlarını sevdikleri ile aynı evin içinde aynı şehrin içinde paylaşırken ben telefonumla paylaşıyorum.
Yapmak istediğim hiçbir şeyi yapamıyorum,
dans edemiyorum, şarkı söyleyemiyorum, etkinliklere gidemiyorum
kitap bile okuyamıyorum,
sıcak tazikli suyla başlığı elimde tutmadan duş bile alamıyorum.
Ben yaşamaya başlamadım daha,
deli gibi çalışsam da yaşamak isterim aynı zamanda,
başlamam da yakın görünmüyor,
her günüm yaşamaya başlayacağım günlerin hayaliyle geçiyor,
gelmeyen günlerin.
Noluyor sonra? yaşamaktan, hayal kurmaktan tamamen vazgeçiyorum.
Yaşamıyorum ben,
Tüm kanıtlar aksini iddia etse de.
2 Kasım 2009 Pazartesi
uyku ve tv
Soğuktan sobanın karşısında uyuyakalınca uyandığımda televizyonda bir ara sansasyon yaratan, çoğu erkeğin hatta bazı kadınların "aynı ben " diyerek kendileri ile özdeşleştirdikleri filmi gördüm karşımda. Issız Adam. Öncelikle iyi yaşayan iyi yemekler yiyen parası olan güzel insanları içeren bir film, bundan bir çekiciliği var. Herkesin hayatında bir zaman yaşadıklarına aşağı yukarı benziyor ama aklıma en çok gelen şey şu: Filmdeki kahramanın yaşadığı dönemi daha hafif ve daha ağır olarak bir çok kişi yaşar, o dönemde karşısına çıkan insanlardan biri kaybettiğine sonsuza dek pişman olacağı biriyse işte böyle film oluyor. Eğer o insanın değer olduğunu farkedip kendini aşsaydı etkili bir film değil, gerçek olurdu.
1 Kasım 2009 Pazar
Letting go...
Sırf kendimle ilgili bir şey yapmak istiyorum. Kendimi bırakabilmek, kafamı dinleyebilmek biraz olsun düşünmemek için. Yapacağım şey, gitmeyi içermeli, hareket almayı, ekran karşısında olmamalı ya da hayatımın en temelinde olan insanı içermemeli.
Bunu yapmam lazım ki ben en dibe iten şeyler bana sıradan gözükebilsin, kendime dışarıdan bakabileyim diye.
Mümkün olursa haber veririm.
:)
Bunu yapmam lazım ki ben en dibe iten şeyler bana sıradan gözükebilsin, kendime dışarıdan bakabileyim diye.
Mümkün olursa haber veririm.
:)
30 Ekim 2009 Cuma
Yıl 2002
"Ben garip bir insanım, bu kadar dar bir ilişkiye fazlayım. Onu hayatımın merkezine oturtmaktan korkuyorum. Bir arkadaş çevremin olmamasından, hayatımın ondan ibaret olmasından. “Her ortama dair, o ortamla sınırlı insanlar ve o”; yani sadece bulunduğum ortamın içinde oldukları için görüştüğüm ve o ortamın dışına çıkınca adını bile anmadığım insanlar ve tabii ki o. İşte korktuğum hayat bu benim. "
Yazdığım yazıları okuyordum da geçmişe yönelik... Yazmanın sakıncası bu olmalı. Insan korkularının gerçeğe dönüştüğünü belgeleyebiliyor bile. Belki olan şeyin nedeni korktuğum şey ile aynı değil ama sonuç aynı...
Coğrafik olarak, kültürel olarak, yaş olarak, hayatta geldiğim konuma bakılarak, her türlü artık kalıcı gerçek arkadaşlıkların edinilemediği yere geldim. Sevdiklerim, beni olduğum gibi sevenler ezmeye aşağılamaya çalışmadan olduğum gibi kabul edenler, beyni dar olmayanlar artık çok geride kaldı. Şimdi ise ben, gerçekleşen korkularım, anlamsız hayatım kaldı geriye...
Oysa ne umutluydum, bir fark yaratacaktım, her gün çalışacaktım... Umudum hiç gitmeyecekti..
Sorun aslında şu; demek ki ben mutluluğumu hep dış faktörlere bağlamışım. Onlar da taze bir elmalı turta gibi dağılınca olmuş adına hayatım dediğim yanılsama.
Yazdığım yazıları okuyordum da geçmişe yönelik... Yazmanın sakıncası bu olmalı. Insan korkularının gerçeğe dönüştüğünü belgeleyebiliyor bile. Belki olan şeyin nedeni korktuğum şey ile aynı değil ama sonuç aynı...
Coğrafik olarak, kültürel olarak, yaş olarak, hayatta geldiğim konuma bakılarak, her türlü artık kalıcı gerçek arkadaşlıkların edinilemediği yere geldim. Sevdiklerim, beni olduğum gibi sevenler ezmeye aşağılamaya çalışmadan olduğum gibi kabul edenler, beyni dar olmayanlar artık çok geride kaldı. Şimdi ise ben, gerçekleşen korkularım, anlamsız hayatım kaldı geriye...
Oysa ne umutluydum, bir fark yaratacaktım, her gün çalışacaktım... Umudum hiç gitmeyecekti..
Sorun aslında şu; demek ki ben mutluluğumu hep dış faktörlere bağlamışım. Onlar da taze bir elmalı turta gibi dağılınca olmuş adına hayatım dediğim yanılsama.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)