"Ben garip bir insanım, bu kadar dar bir ilişkiye fazlayım. Onu hayatımın merkezine oturtmaktan korkuyorum. Bir arkadaş çevremin olmamasından, hayatımın ondan ibaret olmasından. “Her ortama dair, o ortamla sınırlı insanlar ve o”; yani sadece bulunduğum ortamın içinde oldukları için görüştüğüm ve o ortamın dışına çıkınca adını bile anmadığım insanlar ve tabii ki o. İşte korktuğum hayat bu benim. "
Yazdığım yazıları okuyordum da geçmişe yönelik... Yazmanın sakıncası bu olmalı. Insan korkularının gerçeğe dönüştüğünü belgeleyebiliyor bile. Belki olan şeyin nedeni korktuğum şey ile aynı değil ama sonuç aynı...
Coğrafik olarak, kültürel olarak, yaş olarak, hayatta geldiğim konuma bakılarak, her türlü artık kalıcı gerçek arkadaşlıkların edinilemediği yere geldim. Sevdiklerim, beni olduğum gibi sevenler ezmeye aşağılamaya çalışmadan olduğum gibi kabul edenler, beyni dar olmayanlar artık çok geride kaldı. Şimdi ise ben, gerçekleşen korkularım, anlamsız hayatım kaldı geriye...
Oysa ne umutluydum, bir fark yaratacaktım, her gün çalışacaktım... Umudum hiç gitmeyecekti..
Sorun aslında şu; demek ki ben mutluluğumu hep dış faktörlere bağlamışım. Onlar da taze bir elmalı turta gibi dağılınca olmuş adına hayatım dediğim yanılsama.
30 Ekim 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder