7 Mart 2010 Pazar

Kader Çarkı

Kendime geldiğimi anladığım an bu, seneler sonrasında. Yakın zamanlar adına değil sadece uzun zamandır kendimde değilim. Yazıyı uykuya tercih ettiğim bu anda anladım kendime geldiğimi. Geldiğim yeri, geldiğim kişiyi ne çok sevdiğimi, özlediğimi. Kendimi... Çok özlemişim kendimi. İnsan kendini özler mi? Özler. Utanmıyorum bu duruma gelebilmek için aldım yardımlardan.
Kimyevi, ruhani ve bedensel yardımlardan. Utanmıyorum kendi kendimle kendim yapamamış olmaktan, çünkü ciddi anlamda kaybetmiştim kendimi senelerdir. Bulamazdım. Bugün buldum. Bundan durgunluğum. Ne uykudan ne de dumandan. Kendisini yıllar sonrasında aynada bulmuş olan Belginin yaşamış olduğuna benzer bir durgunluk. Bu yardımlar devam da ediyor. Her gün bir öncesinden daha yoğun bir dönüm noktası yaşıyorum. Bir değil birden fazla dönüm noktası yaşıyorum hem de dönüm noktaları olduklarının da farkında olarak. çok huzlı gibi görünen bu değşimler de hızlı değil çok yerinde aslında. Basamak basamak hiç uçmadan, abartmadan, olduğu gibi... Hissederek. Hem de karşı koymaya çalışmama rağmen, kucak açmamama rağmen ben istemeden farkında olmadan ve sonra farkına vararak ilerliyor. Parçalar yerine oturdukça ve "anlam kazandıkça" kafamda inat ettiğim her şeyi bir kenara itip daha güzel tabloyu görüp kucak açmam gerektiğini anladım. Hayatmdaki "endişelerin" boş olduğu ve bu sefer hayal kırıklığına uğramayacağımı görmem gerekiyor.
hn

3 yorum: